Estetik ve hız önemini koruyor; ancak güncel yaklaşımlar mimaride asıl farkı sorumluluk ve döngüsellik ekseninde görüyor. Bu nedenle yapılar, giderek daha fazla birer “Malzeme Bankası” olarak düşünülüyor: sökülebilen, değerini koruyan ve yeniden kullanıma dönebilen varlıklar.
Modülerliğin yükselişi de “daha hızlı prefab”dan çok, mekânı yeniden kullanılabilir bir varlığa (asset) dönüştürme kapasitesine dayanıyor.
Günümüz prefabrik sistemleri verimliliği “önceden tanımlı hacimler” üzerinden sağlar. Bu yaklaşım anlık ihtiyacı karşılar; fakat yapının gelecekteki dönüşüm olasılıklarını daraltabilir.
OmniMino ise ölçeği, hiper-optimize edilmiş bir profil seti ve özdeş arayüz standardı üzerinden çözer: az sayıda temel bileşenle, polyomino geometrisinin kombinatoryal gücünden beslenen açık uçlu modüler bir dil kurar. Tıpkı bir alfabe gibi; sınırlı sayıda harfle, sonsuz sayıda cümle kurulur.
OmniMino, modülerliği taşınabilir bir oda olarak değil; parçaların birleşerek oluşturduğu ve zamanla yeniden kurgulanabilen bir konfigürasyon uzayı olarak tanımlar. Bizim sunduğumuz şey, sınırları çizilmiş bir hacim değil; henüz biçimlenmemiş olasılıkların gücüdür.
Gerçek bir sistemde “atık”, kaçınılması gereken bir sonuçtur. OmniMino modülleri bir kez kurulup tüketilmez. Görevini tamamlayan her parça hasarsız şekilde sökülür, asli değerini korur, yeniden kullanılır ve yeni ihtiyaçlara göre yeniden kurgulanır (disassemble–reuse–adapt). Böylece yapı, gider kalemi olmaktan çıkıp; taşınabilen, saklanabilen ve yeniden kurgulanabilen bir varlığa (asset) dönüşür. Bugünün duvarı, yarının zemini olabilir.
Özgürlük kuralsızlık değildir; doğru kurallarla sonsuz varyasyon üretebilmektir. Matematiğin kesinliği ve mühendisliğin hassasiyetiyle kurulan bu sistem, size kendi mekânınızı tasarlama ve dönüştürme özerkliği verir.